9 Kasım 2010

Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, 
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara... 

Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı şey... 

Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. 

Öyle “yanına almak istedigi üç şey” falan yok. 

Bir kendisi. 

Bu yeter zaten. 
Her şeyi, herkesi götürdün demektir. 

Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. 

Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, 
öteki de olmuyor, 
ani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor. 

Böyle gidiyor iste. 
Bir yanımız “kalk gidelim”, 
öbür yanımız “otur” diyor. 
“Otur” diyen kazanıyor. 
O yan kalabalık zira. 
İş, güç, sorumluluk,aile,güvende olma duygusu...

En kötüsü alışkanlık... 

Alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. 
Kalıyoruz. 






Can YÜCEL demişse durup düşünmeye bile gerek yoktur benim için. Adam sanki bana rehber olması için dünyaya gelmiş, bir insanın her söylediği mi etkiler başka bir insanı.




Çocuk!

Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır, kimsenin bilmediği..
Ve her gözyaşının altında bir dua, kimsenin duymadığı.
Çevir gökyüzüne başını,
Bakma arkana.
Daha sert basa basa, daha güçlü.
Anlat bu kara şehrin yollarına, ak adımlarınla.
Gitmek, yenilmek değil. Kazanmak da.
Gitmek, gitmektir işte.
Hepsi bu..

-CemAdrian


~Hangisini dinlemeli şimdi..


Gitmek, gitmektir işte.
Hepsi bu..