18 Ağustos 2010

En Mutlu Gün

En mutlu gün en mutlu saat 
Kurumuş körelmiş yüreğimin bildiği, 
en büyük umutları gücün ve gururun 
Hissettiğim, geçip gitti. 

Güç mü dedim? Evet öyle düşünmüştüm 
Ama yazık! Çoktan yitip gitti hepsi 
Gençliğimin hayalleri- 
Ama boşver şimdi. 

Ya gurur, ne yapacağım senle şimdi 
sakin ol ruhum! 
Belki bir diğer baş devralır 
Üzerime döktüğün zehri. 

En mutlu gün-en mutlu saat 
gözlerimin gördüğü göreceği, 
En parlak ışıltısı gücün ve gururun 
Hissettiğim: 
Ama o zaman çektiğim acıyla 
Gücün ve gururun umudunu verselerdi, 
Yaşamazdım o parlak saati tekrar 

Çünkü onun kanatlarındaydı kara alaşım 
Ve çırptıkça-bir öz dökülüyordu 
Öldürmeye yeterli 
Onu bilen bir ruhu.

' EDGAR ALLAN POE

"gelecek" , gelecek :)

16 Ağustos 2010


Topuklu ayakkabı. Tık, tık, tık, tık… Tek bir çizgi üstünde, catwalk yaparcasına yürüyor kadın. Her baş dönüyor onun geçişine. Kadının yüzü yok, her bakan sadece onları görüyor, kırmızı bir çift stiletto. Önce biri, tık, ardından diğeri, tık ve tekrar diğeri tık, tık tık!

Kadının yüzü yok, benim de dudaklarım. Üstelik eğer olabilseydi, dolgun ve kırmızıya boyalı olacaktı o dudaklar. Ve sana inadı bırak diyeceklerdi. Eğer kırmızı stilettolu kadının yüzü benim de dudaklarım olsaydı, duyacakların çok farklı olacaktı duyduklarından.

Oturup yalvaracaktım sana, lütfen korkma diye. Kırmızı topuklar sende son bulacaktı, tıkırtıların bittiği yeri bilecektin. Sen yüzü olmayan kadının yüzünü görecektin, ben dudaklarıma kavuşacaktım. Uyanıp kafanı sağa çevirdiğinde yanındaki ben olacaktım, aynı kanepede oturup kitap okuyacaktık, elimde şiir kitaplarıyla sana koşup şu cümleye bak diyecektim, kavuştuğum dudaklarıma dokunan tek insan olacaktın şu ömrü hayatımda.

Ama benim dudaklarım yok ve ince uzun topuklu, kırmızı ve rugan stilettoların tıkırtısı giderek uzaklaşıyor senden. Başlasaydı sende bitecek olan hikâyemle birlikte. Oysa biz şairin dediği gibi birlikte susmayı bile beceremedik. Ben önce dudaklarımı kaybettim, sonra stilettolarımı giydim.

Topuklu ayakkabılarımı. Tık, tık, tık, tık… Tek bir çizgi üstünde, catwalk yaparcasına yürüdüm. Her baş döndü geçişime. Benim yüzüm yoktu, her bakan sadece onları gördü, kırmızı stilettolarımı. Önce bir adım attım, tık, ardından diğerini, tık ve tekrar diğeri, tık, tık tık…

15 Ağustos 2010

Oh God

Tanrının senden hoşlanmadığı olasılığını düşünmelisin.
O seni hiç istemiyor.
Hatta büyük olasılıkla senden nefret ediyor.
Bu başına gelecek en kötü şey değil.
Ona ihtiyacımız yok. 
Laneti ve affedilmeyi boşver.
Biz tanrının istenmeyen çocuklarıyız

14 Ağustos 2010

Gece ve o lanet şarkı.

ya öl ya sev.
neden başladım ağlamaya? 
anladiysan... 
ver, mendilin varsa yaninda 
ver, eminim vardir yaninda 
bekle, dur.. 
ya öl ya sev 
ya sus.. ya doğruyu söyle 
nasıl başlasam utanmadan konuşmaya 
gözyaşım var, 
sözlerim yok anlatmaya 
ver, mendilin varsa yaninda 
ver, eminim vardir yaninda 
bekle, dur.. 
ya öl ya sev 
ya sus.. ya doğruyu söyle 
ver mendilin varsa yaninda 
ver eminim vardir yaninda 
bekle, dur.. ya öl ya sev 
ya sus.. ya doğruyu söyle 
gitme,dur..ya öl ya sev 
ya sus..ya doğruyu söyle 
neden başladım ağlamaya 
anladiysan..

'-VEGA-Mendil